Mimarlık Bir Bütündür Bölünemez

Mimarlık Bir Bütündür Bölünemez

MİMARLIK BİR BÜTÜNDÜR BÖLÜNEMEZ

“Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı” 28 Aralık 2021 tarihli yazı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Oda görüşüne sunulmuştur. Bu değişiklik kapsamında Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin Yapı Projelerini düzenleyen57.Maddesinin ikinci fıkrasına “Kullanıcılara teknik gereksinimlerle uyumlu estetik iç mekan tasarımısunmak amacıyla; havaalanlarının terminal, idari ve yolcu binaları, 300 ve üzeri yatak kapasitesinesahip hastaneler, yapı inşaat alanı 30 bin m2’den fazla olan; kamu hizmet binaları, alışverişmerkezleri ve 5 yıldızlı oteller için iç mimarlarca hazırlanıp imzalanan iç mimari projesi de eklenir.”ibaresinin (c) bendi olarak eklenmesi önerilmektedir.

Bir başka deyişle, önerilen taslak ile, ruhsat başvurusunda bulunan yapı sahibi veya vekilince hazırlatılacak projeleri düzenleyen Yönetmeliğin “Yapı Projeleri” başlıklı 57. Maddesinin 2. Fıkrasında değişiklik yapılarak, belli metrekareler üzerindeki bir kısım yapılar için iç mimarlarca hazırlanıp imzalanan içmimari projesinin eklenmesi koşulu getirilmek istenmektedir.

ÖNERİLEN DÜZENLEME FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU İLE ÇELİŞMEKTEDİR.

Konu müelliflik ve telif hakları açısından düşünüldüğünde; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 17. Maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eser bozulamayacağı, yok edilemeyeceği ve asıl eser sahibi olan mimarın haklarına zarar veremeyeceğinden dolayı işverence sadece ‘iç mimari’’ hizmet verenle sözleşme yapılması yeterli değildir; asıl eser sahibi olan mimarın da oluru, onayı alınmak zorundadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 21. maddesi, “bir eserden, onu işleme suretiyle faydalanma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir”hükmünü ifade etmektedir. Yasanın 20. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir işlemenin sahibi, kendisine tanınan mali hakları, asıl eser sahibinin izin verdiği oranda kullanabilecektir. Salt bu maddeler göz önünde bulundurulduğunda bile, iç mimari projesi hazırlayanların yapının müellifi olan mimar(lar)dan olur almalarının yasal bir zorunluluk olacağı konusu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda açıkça 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile çelişen, mimarların müelliflik haklarının göz ardı edildiği, mesleki hak ihlallerini derinleştiren bir düzenleme söz konusu olmaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nda, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 660 sayılı ilke kararında ilgili tüm uygulamaları yapmaya yetkili olarak “mimar”lar belirlenmiştir. Bir başka deyişle mimari proje yalnızca yapının dışından ibaret değildir. İç mekan tasarımında yapılacak her türlü müdahale 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği mimarın muvafakatına tabidir ve telif haklarına girmektedir.Bu noktada önerilen değişiklik taslağı yetki gaspına girmektedir. Fikir ve sanat eserleri kanunda mimarlara proje müellifi olarak verilen haklar belirlidir. İç mekan projeleri de yasalarca belirli olan sınırlar çerçevesinde proje müellifi mimar imzası dahilinde ve denetiminde hazırlanması gerekmektedir. Aksi halde hukuki bakımdan görev yetki sınırları çakışacaktır.

EĞİTİMDE MÜFREDAT FARKI DİKKATE ALINMALIDIR.

Mesleki yetkinliklerin temellerinin atıldığı lisans programları hakkında düzenlemeler uluslararası düzeyde belirlenmiştir. TUIK tarafından da yayımlanan, Yükseköğrenim Kurumunca Yeterlilik Çerçevesine dayanak oluşturan UNESCO - ISCED (International StandardClassification of Education), eğitim istatistiklerinin ve karşılaştırılabilir göstergelerin toplanması, derlenmesi ve bunların gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde sunumu için uygun bir araç olarak tasarlanmıştır. Bu belgede 10 geniş alan, 53 dar alan ve 144 ayrıntılı alan altında bilimsel ölçütlere göre sınıflandırılma yapılmış, eşdeğer programlar bilim kurullarınca geniş mutabakat ile ortak isim altında birleştirilmiştir.

Belgede “07- Mühendislik, Yapım ve İnşa” sınıfı içerisinde değerlendirilen Mimarlık lisans eğitim programı “bina tasarımı sanatı, bilimi ve tekniklerinin incelenmesi” ile “hem yapının sağlamlığı hem de binanın işlevsel ve ekonomik verimliliği gibi faydacı amaçları ile estetik kaygıları kapsar.”ifadeleriyle değerlendirilmiştir. Aynı belgenin mimarlık ve kent planlama ile ilgili bu bölümünde açıkça, “iç tasarım programları bu ayrıntılı alandan hariç tutulur ve 0212 'Moda, iç mekân ve endüstriyel tasarım' ayrıntılı alanına dâhil edilir”ifadesi yer almaktadır. Uluslararası standartlarla belirlenen ve kabul gören, ülkemizde birçok üniversitenin de benimsediği bu düzenleme çerçevesinde İç Mimarlık Bölümleri üniversitelerin birçoğunda, Güzel Sanatlar, Tasarım veya Sosyal Bilimler Fakültelerinde yer almaktadır.

İç mekan tasarımcılarının yetiştirildiği bu bölümlerde yapılı çevre ve bina yapım süreçlerine ilişkin gerekli fen eğitimlerini içeren statik, betonarme, tesisat, elektrik vb. diğer hususlar müfredata dâhil değildir.

ÖNERİ DÜZENLEME İMAR KANUNUNU AŞAN BİR DÜZENLEMEDİR. 

Yapı ruhsatına esas projelerin belirlenmesinde yapı ruhsatı verilmesinin amacı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle İmar Kanunu’nun 22. Maddesinde yapı ruhsatı almak için yapı sahipleri tarafından ilgili idarelere yapılacak başvuruya eklenmesi zorunlu olan projeler; mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri olarak sayılmıştır. Teknik koşullar dışında, estetik iç mekan tasarımı için proje hizmeti alınmasını zorunlu hale getirmek İmar Kanununu aşan bir düzenlemedir. Kamu kurumları kendi görev alanları içinde Yönetmelik yaparken ilgili Kanun hükümleriyle bağlı olup, kanunu aşan düzenlemeler yapamazlar.


ENFLASYON YAŞANAN ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZ MİMAR SORUNU BU ŞEKİLDE ÇÖZÜLEMEZ. BUNUN BEDELİ MİMAR MESLEKTAŞLARIMIZA ÖDETİLEMEZ.

Yıllar içerisinde ülkemizde aşırı sayıda mimarlık fakültesi açılmış olması, bölümlerden mezun olan mimar ve iç tasarımcıların sayısının mevcut ihtiyacın çok üzerinde olması ve işsizlik rakamlarının tırmanması nedeniyle yaşanan plansızlığın ve sorunların bedelini ödeyecek olan mesleğimiz ve meslektaşlarımız olmamalıdır.

Proje müellifi olan mimarların telif hakları kapsamında; iç mimarlarca yapılacak her türlü düzenlemedemüellif mimarın onayının aranması yasal zorunluluktur.

Mimari eser, en küçük ölçekten en büyük ölçeğe kadar, kent, çevre, sağlık bağlamından başlayarak detaylarına varıncaya kadar kendi içerisinde uyumlu bir bütündür.

Mimarlık felsefesine aykırı, tasarımın özgünlüğünü ve bütünlüğünü bozan, mesleki yetki ve hakları ihlal eden ve mevcut mevzuatla çelişen bu öneriden vazgeçilmelidir. 

“MİMAR” ÜNAVININI KULLANMA HAKKI SADECE MİMARA AİTTİR.

Bu zamana kadar birçok büro tabelalarında kanuna aykırı bir biçimde “Mimarlık” yazılmış ve şahıslar hakları olmadıkları halde kendilerini “mimar” olarak tanıtmışlardır. Bugün geldiğimiz durumda meslektaşlarımız “sahte iç mimar” olmakla ve bu hizmeti vermekle tehdit edilmektedir. Meslektaşlarımızı “sahte iç mimar” diyerek imalı bir şekilde uyaran, sözlü, yazılı, posta yoluyla mesaj ya da mektup göndererek rahatsız eden, üyelerimizi illegal bir iş yapıyormuş gibi hukuki süreçlerle tehdit eden tüm şahıs, kurum ve kuruluşlarla ilgili şubemiz tarafından yasal ve hukuki işlemler başlatılacak olup üye ve meslek haklarımızın savunucusu olacağımızı, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde Değişiklik Taslağı’nı meslek alanlarımızın daraltılması, kanuna aykırılık ve sahip olduğumuz haklarımıza yapılan bir saldırı olması nedeniyle onaylamadığımızı  tüm kamuoyunun bilgisine sunarız.

MİMARLAR ODASI KONYA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU

*Bu konuyla ilgili gerekli randevular talep edilmiştir görüşümüz gerekli yerlere ulaştırılacak ve konunun takibi odamız tarafından yapılacaktır. 

11 January, 2022 / Konya Mimod yazdı

YORUM YAZ