BLOG

KENTLİ OLARAK HAKLARIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ? (1)

Gündelik kullanıma 2. Dünya Savaşı sonrası giren fakat düşünsel kökenleri Eski Yunan ve Roma Hukuku’na dayanan “İnsan Hakları” nın sınırları gün geçtikçe değişiyor ve çeşitleniyor. Kentsel yaşam ya da kentte yaşam penceresinden bakıldığında kent, insan haklarının korunduğu ve gerçekleştirildiği bir yaşam alanıdır. İdeal olarak bahsettiğimiz kent, temelde toplulukların, kentli haklarının güvence altına alındığı bir kenttir.

26 January, 2021 / Mimod Konya yazdı

SON YAZILAR

Koronavirüs inşaat sektörünü nasıl etkileyecek?

16 July, 2020 / Mimod Konya yazdı

Dünya ekonomisi global bir krizin, ekonomik anlamda bir çöküşün eşiğinde.

Corona'nın tasarıma bulaşması

16 July, 2020 / Mimod Konya yazdı

Karmaşık, bir o kadar da zor günler yaşıyoruz. Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs, kısa sürede tüm dünyayı derin bir sessizliğe ve çaresizliğe bürüyerek pandemi halini aldı.

Kentlerde "Küresel Düşün, Yerel Hareket Et"

16 July, 2020 / Mimod Konya yazdı

“Kentler özeldir” ancak yalnızca tam olarak potansiyellerini kullanmaya başlayabildiklerinde.

Konya'nın ilk millet bahçesi neresiydi ve ne oldu?

16 July, 2020 / Mimod Konya yazdı

Tarihte Millet Bahçeleri Kamusal alan, Avrupa’da 1960’lı yıllarda irdelenmeye başlayan farklı bakış açılarına göre farklı anlamlar kazanan bir kavramdır.

Koronavirüs sonrası mimarlık

16 July, 2020 / Mimod Konya yazdı

Açık plan ofisi öldü mü? Gökdelenler hayatta kalabilir mi? Telefonlarımız ışıktan kahve siparişine kadar her şeyi kontrol edecek mi? Hayalimizdeki ev hangi fonksiyonları barındırdığında bizi tatmin edebilecek? Asansörleri temassız nasıl kullanabileceğiz?

Mimarlık Politikası ve Türkiye

25 February, 2020 / Mimod Konya yazdı

Binlerce yıl birçok kültürün oluşum ve gelişimine kaynaklık etmiş, ev sahipliği yapmış zengin ülkemiz topraklarının bir mimarlık ve medeniyet ülkesi olmadığını kimse iddia edemez. Birçok katmandan oluşan uygarlık izlerinin topraklarımızda yer alması, sahip olduğumuz evrensel mirası açıkça gözler önüne seriyor. Peki çok eski zamanlara dayanan bu mimarlık birikimi bugünkü uygulamalara nasıl yansıyor?

Depremi Tasarlamak #2

23 February, 2020 / Mimod Konya yazdı

Araştırmacı-yazar Talha Uğurluel, fay hattı üzerinde bulunan İstanbul'un Osmanlı imparatorluğu döneminde de depremlerle sarsıldığını belirterek, 2. Beyazıt'ın, depreme karşı önlem olarak şehrin muhtelif yerlerine yerin altında biriken gazı yerin üstüne vermek amacıyla 2 bin deprem kuyusu açtırdığını anlattı bir röportajında. Devamında bu kuyulardan birkaçının Eyüp civarında bulunduğunu, günümüzde içlerinde su bulunmadığını ve halk arasında bu kuyular “dilek kuyusu” denildiğini de belirtti.

Depremi Tasarlamak #1

23 February, 2020 / Mimod Konya yazdı

Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu hepimiz biliyoruz. Her deprem sonucu içimizi burkan can kayıpları, yaralanmalar ve tahribat görüntülerine kaygısız kalamıyoruz. Fakat geçmişte yaşadıklarımızdan ne kadar ders çıkarıyoruz?