Mimarlar Odası Konya Şubesi Basın Bildirisi

Mimarlar Odası Konya Şubesi Basın Bildirisi

17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli-Gölcük merkezli; büyüklüğü, etkilediği alanın genişliği, sebep olduğu kayıplarla ülkemizin son yüzyılda yaşadığı en büyük felaketlerden olan Marmara Depreminin ve ardından yaşanan 12 Kasım 1999 Düzce Depreminin üzerinden tam yirmi üç yıl geçmiştir.

Türkiye’nin deprem sorunu yoktur, önlem ve denetim sorunu vardır.

Bir doğa afeti olan depremlerin etkilerinin eskiye oranla daha fazla kayıpla sonuçlanması, nüfus yoğunluğu, sanayi ve kentleşme ile de yakından ilişkilidir. Bu noktada hatalı ve denetimsiz yapı politikaları, rant odaklı yapılaşma hedefleri, güvenlikli ve sağlıklı kentleşmeyi oluşturacak düzenlemeler yerine daha çok gündemde yer almaktadır.

Yirmi binin üzerinde can kaybının yaşandığı bu depremlerin ardından, 2011’de Van’da, 2019’da İstanbul’da, 2020’de Manisa, Elazığ, Van ve İzmir’de meydana gelen depremler ise; yıkım ve kayıplara sebep olmuştur. Bu durum planlama, kentleşme ve yapılaşma politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Marmara Depremleri ile Van Depreminin ardından; mevcut yapılaşmanın güvenli hale getirilmesi; tehlike arz eden yapıların tespit edilerek yenilenmesi gerekçeleri ile 2012 yılında “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” yürürlüğe konulmuştur. 2016 yılında isekamu düzeni ve güvenliği, yapı ve altyapı hasarları, kaçak yapılar da dönüşüm gerekçelerine dâhil edilerek 6306 Sayılı Kanunun Bakanlar Kurulunca uygun görülen her alanda uygulamaya başlamıştır.

Ülkemizdeki mevcut yapı stokunun yüzde 60’ının mimarlık ve mühendislik hizmeti almamış olmasına 10 milyonun üzerinde yapının sağlıksız ve afetlere karşı dayanıksızdır. Sağlıklı ve güvenli yapı üretim süreçlerinin ön koşulu olan nitelikli mimarlık ve planlama hizmetleri öncelikli hale gelmeli ve çoklu imar uygulamaları terk edilmelidir.

Yapıya sonradan yapılan müdahaleler düzenli olarak denetlenmelidir.

Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetleri yoluyla bilim ve teknik toplum yararına sunumu sunulmalı, planlı, dengeli kalkınma, bölgesel planlama araçları, deprem, kent ve güvenli yapılaşma için kullanılmalıdır. Depreme yönelik alınan bürokratik karaların alınması değil, uygulanması ve takibi önemlidir.

Proje çizimi sırasında gösterilen hassasiyet, uygulama aşamasında da gösterilmelidir.

Yeterli bilgi, donanım ve deneyime sahip olmayan kişilerin ve firmaların ucuza mal etmeye çalıştıkları projelere daha sonra yapılan müdahaleler, sonrasında ağır can ve mal kayıplarına sebebiyet vermektedir. Yapıya sonradan yapılan müdahaleler düzenli olarak yerel yönetimler tarafından denetlenmelidir. Yapının iskan sonrası projesinde herhangi bir aykırılık olup olmadığı ve yapılan statik müdahaleler düzenli kontrol ve denetim altına alınmalıdır. Yasal düzenlemelerdeki eksiklikler, yapı denetimlerdeki boşluklar, sağlıksız yerleşim alanlarının önünü̈ açmaktadır.  Bu noktada birinci derecede önem arz eden “yapı denetimi” konusu tüm eksik yönleriyle yeniden ele alınmalıdır.

İmar barışı uygulamalarından vazgeçilmelidir.

1999 Marmara ve 2011 Van Depremlerinde daha önce çıkarılan imar afları kapsamındaki kaçak yapıların çoğunun yıkılmasına ve binlerce yurttaşın hayatını kaybetmesine rağmen; 2018 yılında “İmar Barışı” adı altında yeni bir uygulama tekrar yürürlüğe konulmuştur. Depreme dayanıklılık konusunda tüm inisiyatifin mal sahibine bırakıldığı imar barışı/imar affı uygulamalarından vazgeçilmelidir.

Tüm kentlilerin eşit, sağlıklı, güvenlikli yaşama koşullarında nitelikli yaşam çevrelerinde yaşama hakkı vardır.  Salgın, afet ve kriz koşullarında başarılı iyileşme süreçleri için alınacak önlemlerin bilimsel ilkeler ve gerçeklerle, toplum yararı gözetilerek oluşturulması; afet yönetimi hakkında geliştirilecek politikaların bilim insanlarını, meslek odalarını, akademik kuruluşları ve ilgili uzmanlıkları dikkate alarak oluşturulması zorunludur. Bugüne kadar pek çok yurttaşın hayatına mal olmuş, büyük yıkımlara ve kayıplara sebep olan planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları terk edilmeli, denetimler sıkı kontroller altında düzenli hale gelmelidir.

Mimarlar Odası Konya Şubesi olarak, afetlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı rahmetle anıyor; sahip olduğumuz mesleki uzmanlık ve taşıdığımız toplumsal sorumluluklarımız kapsamında, doğal afetlerin tahribata ve can kaybına yol açmasının temelinde yer alan planlama ve mimarlık ilkelerine aykırı kentleşme süreçleri karşısında mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi üyelerimiz ve değerli kamuoyuyla paylaşıyoruz.

 

TMMOB MİMARLAR ODASI KONYA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU

17 August, 2022 / Konya Mimod yazdı

YORUM YAZ