KENTLERİMİZDE AFET VE KRİZ YÖNETİMİNDE NE KADAR BAŞARILIYIZ?

KENTLERİMİZDE AFET VE KRİZ YÖNETİMİNDE NE KADAR BAŞARILIYIZ?

Bitmek tükenmek bilmeyen risk durumları içinde yaşıyoruz. En belirgin örnek olarak 1999 depremi ve sonrası yaşadıklarımızdan bahsedelim. Büyük can, mal, üretim, iş kayıplarına neden olan depreme hemen fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlıksız yakalandık. Bu acı deneyimden sonra ders almamız gereken şeyleri listeledik, böyle bir felaketin tekrar etmesi durumunda yapmamız gerekenleri, öncesinde almamız gereken önlemleri birçok akademik, bilimsel ve mesleki çalışmalarda ve ortamlarda dile getirdik. Gerekli dersleri çıkardık. Risk azaltımı ve yönetimi konularından hareketle ilerleme kaydetmeye çalıştık. Peki hala ders çıkarılmayı bekleyen konularımız var mı? Varsa bunlar neler? O günden bu güne kadar kentlerimizi bekleyen risklerde bir değişiklik oldu mu yoksa kentlerimiz o günlere göre ne ölçüde değişti? Kentlerimiz bu tür afet ve risklere ne kadar hazır?


AFET SONRASINI DEĞİL ÖNCESİNİ TASARLAMAK

Birleşmiş Milletler’ in afetlerin ekonomik boyutuyla ilgili olarak yaptığı bir çalışma var. Bu çalışmaya göre herhangi bir afet öncesi ekonomik anlamda harcanan 1 birim, afet sonrası oluşan ekonomik zararların 47 birimini karşılayabilecek ve bunun yanı sıra olası can kayıplarını azaltacak nitelikteymiş. Can kaybının önlenmesi elbette tüm ekonomik hesaplardan önce geliyor. Son yıllarda bu konuyla ilgili düzenlenen ulusal ve uluslararası toplantılarda öne çıkan başlık ise afetin sonrasına değil öncesine hazırlanmak. Diğer başlıklar ise şöyle: ulusal ve yerel bilgi birikimini arttırmak, afet bilincini arttırmak, her düzeyde afete hazırlıklı olmak, afet-risk yönetimini güçlendirmek ve en kritik olarak da ulusal ve yerel düzeyde afet risklerini azaltmaya yönelik yatırım yapmak.


AFET YÖNETİMİ ULUSAL BİR KALKINMA POLİTİKASI PARÇASI HALİNE GELMELİ

Afete dayanıklı kentler oluşturmanın yolu sadece yapılaşmış çevrenin fiziksel dayanımını arttırmak değildir. Bu yönde ne kadar ilerleme kaydettiğimiz şüpheli. Kentte SÜREKLİ DEĞİŞEN yeni risk durumlarının farkında olmak, gelecekteki muhtemel risk durumlarına karşı hazırlıklı olmak, mevcut riskleri azaltmanın yanı sıra başka şeyler de yapmak gerekiyor. Bunların başında ekonomik ve kurumsal yapıların mevcut ve gelecekteki olası risklere göre şekillenebilmesi, toplum ve birey anlamında farkındalığın güncel tutulması, riskle mücadele kapasitesinin arttırılması gibi önlemler ancak riske karşı dirençli kentler oluşturmamıza yardımcı olabilir.


Günümüz toplumunun karşı karşıya olduğu risk sadece doğal afet risklerinden ibaret değil. İklim değişikliği başta olmak üzere çevresel riskler, teknolojik riskler, psikolojik riskler ve bugün içinde olduğumuz sağlık anlamında riskler gibi çoklu ve farklı risklerin bizleri ve gelecek kuşakları etkileyebileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle riskler gerçekleşmeden ve geri dönüşü olmayacak noktalara gelmeden önce riskleri oluşturan faktörleri azaltmaya yönelik yaklaşımın benimsenmesi hem bireysel hem de toplumsal anlamda yararımıza olacaktır.

Sağlıkla…

22 December, 2020 / Konya Mimod yazdı

YORUM YAZ